ÖZ
Amaç
Enfekte THP-1 makrofajlarının kontrollü lizisiyle serbest bırakılan canlı amastigotların uygun in vitro koşullarda promastigot forma dönüşmesine dayanan parazit kurtarma ve dönüştürme testi (PRTA) uygulanarak, dönüşen promastigotların luminometrik analizi ile konvansiyonel antileishmanial ilaçların Leishmania tropica’ya (L. tropica) karşı hücre içi duyarlılığının kantitatif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır.
Yöntemler
L. tropica (MHOM/TR/2007/CBU001) promastigotları Novy-MacNeal-Nicolle ve Schneider’s insect medium’da, THP-1 hücreleri ise RPMI-1640’ta kültüre edildi. PMA ile farklılaştırılan THP-1 makrofajları promastigotlarla enfekte edilerek makrofaj-amastigot modeli oluşturuldu. Hücre içi ilaç duyarlılığı, beş konvansiyonel ajan (amfoterisin B, miltefosin, pentamidin, sodyum stiboglukonat ve meglumin antimonat) için, dönüşen promastigotların (PRTA) luminometrik analizi (CellTiter-Glo®) ile kantitatif olarak belirlendi. Giemsa boyalı preparatlarda hücre içi amastigotların mikroskobik sayımı ise doğrulama yöntemi olarak kullanıldı. İnhibitör konsantrasyonu 50 (IC50) değerleri doz-yanıt eğrilerinden hesaplandı; yöntemler t-testi ve Pearson korelasyon analiziyle karşılaştırıldı.
Bulgular
Amfoterisin B ve pentamidin en yüksek etkinliği, miltefosin orta düzeyde, antimon bileşikleri ise görece düşük etkinlik göstermiştir. Luminometrik ve mikroskobik yöntemlerle elde edilen IC50 değerleri arasında yüksek düzeyde uyum saptandı; eşleştirilmiş t-testi fark olmadığını (t=0,2172, p=0,8387), Pearson analizi ise güçlü pozitif korelasyonu (r=0,9944, p=0,005) ortaya koydu.
Sonuç
Dönüşen promastigotların luminometrik analizi, hücre içi amastigotların mikroskobik sayımı ile karşılaştırılabilir doğruluk sunarken; zaman, iş gücü ve kaynak açısından daha verimli bir yöntemdir. Canlı parazitlerin metabolik aktivitesine dayalı fonksiyonel ölçüm yapabilmesi, yüksek örnekleme kapasitesi, otomasyona uyumluluğu ve düşük operatör bağımlılığı başlıca avantajlarıdır. Bu yönleriyle yöntem, standardize yapısı sayesinde L. tropica gibi türe özgü modellerde klinik öngörü açısından güvenilir, translasyonel araştırmalara uygun ve ölçeklenebilir bir analiz platformu olarak önerilmektedir.


