Özgün Araştırma

Ordu İlinden Alınan Su Örneklerinde Blastocystis Alt Türlerinin Araştırılması

10.4274/tpd.galenos.2019.5976

  • Zeynep Kolören
  • Ülkü Karaman

Gönderim Tarihi: 31.05.2019 Kabul Tarihi: 11.06.2019 Turkiye Parazitol Derg 2019;43(3):111-117

Amaç:

Ordu ilinden alınan su örneklerinde Blastocystis alt türlerinin yaygınlığını tespit etmek çalışmanın amacını oluşturmuştur.

Yöntemler:

Ordu il merkezi ve ilçelerindeki çevre sularından 75, içme sularından 25 örnek toplanmıştır. Toplanan örnekler alüminyum sülfat kullanılarak çöktürülmüş ve sukroz gradiyent yöntemiyle konsantre edilmiştir. Bu örneklerden ribozomal RNA küçük alt birim (SSU rRNA) gen bölgesi polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) ile çoğaltılmıştır. Pozitif PZR ürünlerine sekans analizi yapılmış ve Bioedit kullanılarak baz dizileri hizalanmıştır. Bunu takiben filogeni ağacı çizilerek Blastocystis alt türlerinin tespiti yapılmıştır.

Bulgular:

Toplam 100 örneğin dördünde Blastocystis spp. PZR ile bulunmuştur. İçme sularında herhangi bir pozitiflik tespit edilmemiştir. Blastocystis ST-1 alt türü, Bülbül Deresi, Kacalı Deresi ve Bolaman Çayı’nda tespit edilmistir. Blastocystis ST-3 alt türü ise Karabalçık Deresi’nde bulunmuştur. Bülbül Deresi, Bolaman Çayı ve Kacalı Deresi örnekleri ile ST-1 alt türü arasında en düşük genetik uzaklık değerleri bulunmuştur. Bu örnekler ile ST-1 alt türü arasında sırasıyla %98,8, %76,6 ve %98,8 nükleotit benzerliği saptanmıştır. Karabalçık Deresi ile ST-3 arasındaki en düşük genetik uzaklık değeri bulunarak, %99,1 oranında nükleotit benzerliğine rastlanmıştır.

Sonuç:

Bu çalışma, Karadeniz bölgesindeki Ordu ilinden alınan çevre suları ve içme suyu örneklerinde Blastocystis spp.’nin araştırıldığı ilk çalışmadır.

Anahtar Kelimeler: Blastocystis, PZR, alt tür, Ordu, Türkiye, su örnekleri

GİRİŞ

Blastocystis türleri insan ve hayvanlarda bulunan zoonotik bağırsak protozoonlarıdır (1). Blastocystis’in kuşlar, sürüngenler, artropodlar ve memeliler gibi çok geniş konakçı popülasyonu bulunmaktadır. Tropikal ve subtropikal bölgelerdeki gelişmekte olan, hijyen şartlarının düşük olduğu ülkelerde %50, gelişmiş ve hijyen şartlarının yüksek olduğu ülkelerde ise %10 oranında bulunduğu bildirilmiştir (1-5).

Parazit fekal-oral yolla, enfekte gıdalar ve suların tüketilmesiyle taşınmaktadır (2-4). Ayrıca toplu yaşam, hayvanla temas, diyabet, kazanılmış bağışıklık yetersizliği sendromu ve diğer immün yetmezlik yapan hastalıklar, riskli endemik bölgelere seyahat veya buralardan diğer bölgelere göç Blastocystis enfeksiyonun bulaşma yollarını oluşturmaktadır (6). Blastosistosis; ishal, karın ağrısı, kusma, kabızlık ve gaz problemleri gibi çeşitli gastroinstestinal semptomlarla seyretmektedir (5).

Türkiye’nin ılıman kuşakta yer alması, toplumun bir kısmının ekonomik koşullarının yetersizliği ve eğitim seviyelerinin düşük olması, alt yapı eksikliği ve halkımızın parazit hastalıklarının bulaş yolları hakkında yeteri kadar bilgi sahibi olmaması, protozoon kaynaklı enfeksiyonların yaygın olmasının nedenleri olabilir. Türkiye’nin koşulları parazit enfeksiyonları için uygun olmasına rağmen araştırmalar insan, hayvan gaitası ve kan örnekleri ile sınırlı kalmıştır. Bu nedenle su kaynaklı salgınlara sebep olma ihtimali yüksek olan parazit enfeksiyonları hakkında sınırlı sayıda çalışma bulunmaktadır. Günümüze kadar yapılan sınırlı sayıdaki çalışmalar arasında en yaygın parazitin Cryptosporidium spp. olduğu Bakir ve ark. (7), Çeber ve ark. (8), Koloren ve ark. (9), Aslan ve ark. (10), Koloren ve ark. (11), Koloren ve ark. (12), tarafından yapılan çalışmalarla doğrulanmıştır. Türkiyede şu ana kadar su kaynaklı Blastocystis spp. Karaman ve ark. (13,16) ile Koloren ve ark.’nın (17-19) yaptığı çalışmalarla su örneklerinde tespit edilmiştir.

Türkiyede Blastocystis türlerinin tanısı en sık dışkı örneklerinin ışık mikroskobunda direk ve boyalı preparatlarının incelenmesiyle yapılmıştır. Dışkı örneklerinde Blastocystis spp. Eskişehir’de %7 (20), İstanbul’da %2,1 (21), İzmir’de %4,38 (22), Ankara’da %22 (23) ve Manisa’da %7,64 (24) oranında saptanmıştır.

Moleküler tanı yöntemlerinden tanı duyarlılığının yüksek olması yanında alt tür tanımlamasının yapılması ve taksonomiyi desteklemek amacıyla yararlanılmaktadır Fenotipik olarak aynı olan Blastocystis türlerinin alt tür tanımlaması ancak moleküler karakterizasyonunun yapılması ile gerçekleşmektedir (1-5). Moleküler teknikler konvansiyonel yöntemlere göre daha yüksek maliyetli olmalarına karşın, duyarlılığı yüksek, uygulanması kolay ve güvenilir sonuçlar vermektedir.

Daha önce yapılan çalışmalarda insanlardan, hayvanlardan (25-28) ve sulardan (29) alınan örneklerde Blastocystis spp.’nin genetik çeşitliliği moleküler analizlerin kullanımı ile gösterilmiştir. İnsanlar, memeliler ve kuşlardan alınan örneklerde Blastocystis spp.’nin tanımlanması için küçük alt birim ribozomal ribonükleik asit gen bölgesi kullanılarak yapılan polimeraz zincir reaksiyonu (PZR) yönteminde hassas sonuçlar alınmış ve soyu tükenmiş-1’den (ST-1) ST-9’a kadar alt türler belirlenmiştir (30,31). Bunu takiben, ST-10 alt türü primatlarda (25), ST-11 ve ST-13 alt türleri ise hayvanlarda (31,32) tespit edilmiştir.

Bu çalışmada, Ordu ilinden alınan su örneklerinde Blastocystis alt türlerinin yaygınlığının moleküler teknikler kullanarak tespit edilmesi amaçlanmıştır.


YÖNTEMLER


Araştırma Alanı

Çalışmaya başlamadan önce parazitin tespiti için su örneklerinin alınacağı istasyonlar belirlenmiştir. İstasyonlar yerleşim yerlerine yakınlığına ve bölge halkının kullanım amacına göre seçilmiştir.

Çalışma bölgesindeki istasyonlar: Ordu il merkezinde: Turnasuyu Irmağı, Melet Irmağı, Civil Irmağı, Bülbül Deresi; Ünye ilçesinde: Ünye Merkez, Tabakhane Deresi, Cüri Deresi, Lahna, Cevizdere, Akçay Deresi; Fatsa ilçesinde: Fatsa Merkez, Çalışlar Deresi, Ilica Deresi, Bolaman Çayi, Kavaklar, Sıcaksu, Serefiye, Çatak Dereleri; Perşembe ilçesinde: Perşembe Merkez, Kacalı Deresi, Karabalçık Deresi, Akçaova Deresi, Kışla Mevkii, Büyükağız, Belicesu’dur.

Toplam 25 istasyonun her birinden üçer örnek toplanmıştır. Bu doğrultuda Ordu il merkezi ve ilçelerindeki çevre sularından 75, içme sularından 25 su örneği toplanmıştır.


Örneklerin Toplanması ve Alüminyum Sülfat ile Çöktürülmesi

Su örnekleri 10’ar litrelik tek kullanımlık plastik bidonlara alınmıştır. Su örneklerine 10 mL alüminyum sülfat Al2 (SO4)3 konulmuş ve pH 5,4-5,8 olacak şekilde ayarlanmıştır Çökelmenin gerçekleşmesi için örnekler 20-24 saat karanlık koşulda oda sıcaklığında bekletilmiştir. Örneklerin üst kısmındaki süpernatant 1L kalana kadar atılmıştır. Daha sonra 2100 rpm’de 4 °C’de 10 dk santrifüj edilmiştir. Üstteki sıvı atılarak 50 mL’lik pellet kullanılıncaya kadar +4 °C’deki buzdolabında saklanmıştır (13).


Örneklerin Saflaştırılması (Sheather’in Şekerli Yüzdürme Yöntemi)

Saflaştırma sürecinde 0,1M fosfat-tamponlu salin (PBS) (pH= 7,2) ve şeker çözeltisi (200 gram (g) glikoz, 6,5 g fenol, 320 mL saf su) hazırlanmıştır. Sonuçta şeker çözeltisi/PBS oranı farklı iki çözelti (solüsyon A:1/2, solüsyon B:1/4) elde edilmiştir. Steril 50 mL’lik poliprolen falkon tüpünün içine önce 15 mL solüsyon A konulup üzerine 15 mL solüsyon B eklenerek gözle görülebilir bir faz elde edilmiştir. Bu fazın üzerine 10 mL su örneği dikkatli bir şekilde konularak bir tabaka elde edilmiştir. Daha sonra üzeri saf su ile 50 mL’ye tamamlanıp 2100x g’de 10 dk santrifüj edilmiştir. Yaklaşık 2 mL’lik pellet tüpün dibinde kalacak şekilde süpernatant atılmış ve pellet DNA ekstraksiyonunda kullanılmak üzere buzdolabında saklanmıştır (14,15).


DNA İzolasyonu

Sheather’in şekerli yüzdürme yöntemiyle saflaştırılan örneklerden DNA izolasyonu QIAamp DNA mini kit (Qiagen) protokolü Karanis ve ark.’nın (33) yöntemine göre modifiye edilerek yapılmıştır.

Bu yönteme göre örneklerin üzerine lizis tamponu eklenmiş ve 15 kez sıvı azot içinde dondurup-çözme işlemi yapılmıştır. Dondurma ve çözme işlemleri yaklaşık 1 dk süre tutularak gerçekleştirilmiştir. Daha sonra sırayla kit protokolü takip edilmiştir. Son aşamada elde edilen DNA 50 µL TE tampon içinde toplanmış ve PZR’de kullanılmak üzere + 4 °C’de saklanmıştır.


PZR Metodu

Santin ve ark.’dan (28) alınan PZR protokolü modifiye edilerek küçük alt birim ribozomal RNA (SSU rRNA) geni çoğaltılmıştır. PZR reaksiyon karışımı 25 µL son hacimde hazırlanmıştır. Sıcak başlangıç Taq DNA polimeraz kiti (10X PZR tamponu, 5X Q solution, 25 mM MgCl2, 5U sıcak başlangıç taq DNA Polimeraz) (Qiagen), 25 mM dNTP mix, 10 pmol F ve R primerleri ve 1 µL DNA’da kullanılmıştır. Elde edilen PZR ürünleri +4 °C’de kullanılıncaya kadar saklanmıştır. Her bir test için pozitif ve negatif kontroller kullanılmıştır. Oluşan ürünler etidyum bromürle boyanmış ve %1,5’lik agaroz jele yüklenmiştir. Jel elektroforezde 100 V’de 60 dk yürütüldükten sonra ultraviyole altında (Prizma/Quantum ST-4) bantlar görüntülenmiştir. PZR ile çoğaltılan ürünler 479 bç uzunluğunda jelde gözlenmiştir.


Sekans ve Filogenetik Analiz

Su örneklerine ait SSU rRNA gen bölgesi baz dizilimleri analizleri Macrogen (Hollanda) firmasından hizmet alınarak temin edilmiştir.

Bu firmadan gelen baz dizilimleri ile GenBank’tan alınan Balstocystis spp. alt türlerine ait baz dizileri “KM213435 (ST-1), JQ665863 (ST-1), KF306287 (ST-1), AM275361 (ST-1), AB107963 (ST-3), KF306294 (ST-3), KF242051 (ST-3), AM275393 (ST-4), AB091248 (ST-5), AB107972 (ST-6), AB091242 (ST-7), AB107971 (ST-8), AF408425 (ST-9), FM164413 (ST-10),GU256932 (ST-11), GU256905 (ST-12) ve GU256935 (ST-13)” BioEdit (34) programı kullanılarak hizalanmıştır. Bu dizilerin karşılaştırma işlemi ise ClustalW (35) modülü kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Hizalanmış baz dizileri MEGA 5,05 paket programı kullanılarak maksimum olasılık analizleri, genetik uzaklık Kimura-2 parametre modeli ve seç bağla testi (Bootstrapping) 1000 tekrarla hesaplanmıştır. Filogeni ağacı NeighbourJoining (NJ), maksimum-olasılık, maksimum-parsimony algoritmasıyla oluşturulmuştur. Örnekler ve referans baz dizileri arasındaki yüzde nükleotit benzerliği BioEdit programı, evrimsel uzaklık ilişkisi ise MEGA 5,05 programı kullanılarak tespit edilmiştir. Sularda çalışılması nedeniyle etik kurul onayı alınmamıştır. Çalışmada herhangi bir hasta kullanılmamıştır. Su örneklerinde çalışılması nedeniyle hasta onayı alınmamıştır.


BULGULAR


Blastocystis spp. DNA’sını Çoğaltmak için Kullanılacak PZR Metodunun Hassasiyeti

Bu çalışmada Blastocystis PZR deneyinin özgüllüğünü göstermek için hedef DNA olarak seçilen Blastocystis’den başka hedef DNA olmayan Cryptosporidium parvum, Toxoplasma gondii, Giardia intestinalis, Babesia bovis ve Acanthamoeba castellanii protozoonları da kullanılmıştır. Blastocystis DNA’sı standart PZR ile 479 bç’de pozitif olarak agaroz jelde gözlenmiştir. Çalışmanın sonucunda standart PZR reaksiyonuyla Blastocystis DNA’sı çoğalırken diğer protozoon DNA’larında herhangi bir çoğalma gözlenmemiştir (Şekil 1).


Araştırma Alanındaki Örneklerde Blastocystis spp.’nin Görülme Sıklığı

Çalışmada toplam 100 su örneği incelenmiş olup PZR tekniğiyle 4 (%4) örnek pozitif olarak bulunmuştur (Tablo 1).

Ordu merkezinden alınan 12 su örneğinin birinde, Fatsa ilçesinden alınan 24 su örneğinin birinde, Perşembe ilçesinden alınan su örneklerinin ikisinde PZR yöntemiyle Blastocystis DNA’sı pozitif olarak tespit edilmiştir. Ünye ilçesinden alınan 18 su örneğinin hiçbirinde Blastocytis tespit edilememiştir. Musluk suyu ve çevresel suların genel toplamı değerlendirildiğinde 100 su örneğinin dördü (%4) PZR metodu ile pozitif olarak bulunmuştur. Pozitif tespit edilen istasyonlar Ordu merkezde Bülbül Deresi, Fatsa ilçesinde Bolaman Çayı, Perşembe ilçesinde Kacalı ve Karabalçık Dereleri olarak tespit edilmiştir. Ordu ilinden alınan örneklere uygulanan PZR metodunun agaroz jeldeki görüntüsü Şekil 2’de verilmiştir.


Ordu İlinden Alınan Yüzeysel Sulara Uygulanan PZR ve Sekans Analiz Sonuçları

Çalışmada elde edilen 4 PZR ürününün sekansı başarılı bir şekilde alınmıştır. Tablo 2’de sekans sonuçları gösterilmiştir.

Su örneklerinde PZR tekniği kullanılarak elde edilen dört DNA ürünün sekans analiz sonuçları GenBank’tan alınan Blastocystis alt türlerine ait referanslarla karşılaştırılmıştır (34). Blastocystis pozitif su örnekleri (Bülbül Deresi-O1, Kacalı-P1 ve Karabalçık-P2 Dereleri, Bolaman Çayı-F4) ve gen bankasından alınan tüm Blastocystis alt türlerine (ST-1-ST-13) ait SSU rRNA gen bölgesini kapsayan komşu-birleştirme (NJ) filogeni ağacı Resim 3’ te gösterilmiştir.

Blastocystis pozitif su örnekleri ile gen bankasından alınan referans Blastocystis alt türlerine ait SSU rRNA gen bölgesine ait yüzde benzerlik ve evrimsel uzaklık ilişkisi Tablo 3’te gösterilmiştir.

Blastocystis alt türlerine (ST-1-ST-13) ait SSU rRNA gen bölgesi NJ filogeni ağacında seç bağla testi değeri %70’ten fazla olan NJ analizleri gösterilmiştir. Şekil 3’te gösterildiği gibi Karabalçık Deresi-P2 ile KF306294 (ST-3), AB107963 (ST-3), KF242051 (ST-3) arasında %97 oranında seç bağla testi değerleriyle NJ filogeni ağacında benzerlik ortaya konulmuştur. Bülbül Deresi-O1, Kacalı-P1 ve Bolaman Çayı-F4 ile KM 213435 (ST-1), KF306287 (ST-1), JQ 665863 (ST-1), AM275361 (ST-1) arasında %100 seç bağla testi değeriyle NJ filogeni ağacında benzerlik görülmüştür.

Çalışmamızda Ordu ilinden alınan su örneklerinde Bülbül Deresi-O1, Kacalı-P1 ve Bolaman Çayı-F4 istasyonlarından alınan su örnekleri Blastocystis alt tür ST-1 olarak belirlenirken, Karabalçık Deresi-P2 istasyonundan alınan su örnekleri Blastocystis alt tür ST-3 olarak belirlenmiştir. Tablo 3’te gösterildiği gibi Bülbül Deresi-O1 için en düşük genetik uzaklık bu dereyle JQ665863 (ST-1), AM275361 (ST-1), KF306287 (ST-1) ve KM213435 (ST-1) arasında 0,0138 değerinde ve en yüksek genetik uzaklık ise 1,0933 değeri ile AB107971 (ST-8) arasındadır. Bülbül Deresi ile JQ665863 (ST-1) arasındaki nükleotit benzerliği %98,8’dir. Bolaman Çayı-F4 ile JQ665863 (ST-1), AM275361 (ST-1), KF306287 (ST-1) ve KM213435 (ST-1) arasında en düşük genetik uzaklık 0,0055 değeri ile bulunmuştur. AB107971 (ST-8) ile arasındaki en yüksek genetik uzaklık ise 1,0909’dur. JQ665863 (ST-1), AM275361 (ST-1) ve Bolaman Çayı-F4 arasındaki nükleotit benzerliği %76,6’dır. Kacalı Deresi-P1 ile JQ665863 (ST-1), AM275361 (ST-1), KF306287 (ST-1) ve KM213435 (ST-1) arasında en düşük genetik uzaklık 0,0138 değeri bulunmuştur. AB107971 (ST-8) ile arasındaki en yüksek genetik uzaklık ise 1,0933’tür. JQ665863 (ST-1), AM275361 (ST-1) ve Kacalı Deresi-P1 arasındaki nükleotit benzerliği %98,8’dir. Karabalçık Deresi-P2 ile KF306294 (ST-3) arasındaki en düşük genetik uzaklık 0,0027 ve en yüksek genetik uzaklık ise AB107971 (ST-8) arasında 0,9988’dir. Nükleotit benzerlik oranı ise en yüksek AB107963 (ST-3) arasında %99,1 olarak belirlenmiştir.


TARTIŞMA

Blastocystis spp. tanısında mikroskobik inceleme ucuz ve hızlı bir yöntem olmasına karşın, sonuçların güvenirliliği tamamen inceleme yapan kişinin tecrübesine bağlıdır. PZR analizi mikroskobik incelemeye iyi bir alternatiftir ve PZR’nin sekans analizi ile desteklenmesi aynı zamanda Blastocystis türlerinin moleküler karakterizasyonunun belirlenebilmesini de mümkün kılmaktadır (25-28). Türkiye’de daha önce yapılan çalışmalarda Blastocystis spp. varlığı daha çok insan gaita örneklerinde standart mikroskop ve PZR kullanılarak gerçekleştirilmiştir (20-24). Bu araştırmanın çevresel su örneklerinde yapılmasının nedeni Türkiye’nin Ordu ilindeki çevresel sularda Blastocystis varlığının araştırılması ve Blastocystis enfeksiyonunun bulaşı açısından moleküler epidemiyolojik bilgiler edinilmesidir.

Blastocystis alt türlerinin geniş bir konakçı spektrumu olduğu için vahşi veya evcil hayvanların fekal atıklarıyla kirlenmiş yüzeysel sular ve tarımda kullanılan atık sular ile bu parazitlerin bulaştığı bilinmektedir (29). Ordu ili ve çevresinin aldığı yoğun yağışlar ve meydana gelen seller düşünüldüğünde Blastocystis türlerinin çevresel sularla hızla yayılmasının mümkün olabileceği düşünülmektedir. Morfolojik görünümleri aynı olan Blastocystis türlerine ait tanı duyarlılığının artırılmasında alt tür tanımlamalarının yapılmasında moleküler yöntemlerin kullanılması gerekmektedir.

Türkiye’de parazit hastalıklarının epidemiyolojisi, parazit hastalıkları hakkında bilgi sahibi olup olmamaya, ekonomik koşullara ve halkın eğitim seviyesine bağlı olarak değişkenlik göstermektedir.

Bu durum dikkate alındığında yapılması gereken, yaşanılan çevrede mevcut parazit yaygınlığının ne oranda bulunduğunu tespit etmektir. Çalışmamızda da bulaşda etkili olabileceği düşünülen Ordu merkez ve ilçelerindeki su örneklerinde Blastocystis spp. parazitinin moleküler teknikler kullanılarak varlığı araştırılmıştır. Yapılan literatür araştırmasına göre bu alanda yapılmış bir araştırmaya rastlanılmamıştır.

Samsun ve Giresun illerinden alınan sularda Blastocystis türlerinin varlığı hakkında Karaman ve ark. (13,16) yaptığı çalışmalarda, su kökenli parazitlerin genel dağılımı ışık mikroskobu kullanılarak direkt bakı yöntemiyle yapılmıştır. Yine Koloren ve ark. (17) Samsun ilinden alınan su örneklerinde Blastocystis türlerini ve alt türlerini PZR ve sekans analizi yaparak tespit etmişlerdir. Benzer olarak Koloren ve ark. (18,19) Sinop ve Amasya’dan alınan su örneklerine Blastocystis türlerini ve alt türlerini PZR ve sekans analizi yaparak belirlemişlerdir. Bu çalışma ise Karadeniz Bölgesi’nde Ordu merkez ve ilçelerindeki su kaynaklarında Blastocystis spp. ile ilgili moleküler düzeyde yapılan ilk araştırmadır.

İnsanlarda Blastocystis enfeksiyonlarının çoğunun enfekte primatlar, domuzlar ve kümes hayvanlarıyla temas neticesinde oluştuğu ve bu nedenle bu parazitin zoonotik patojen olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır (36). Aynı zamanda Blastocystis’in en önemli bulaş kaynağının sular olduğu Baldursson ve Karanis (37) tarafından yayınlanan 2004 yılından 2010 yılına kadar dünyadaki su kaynaklı parazit protozoonlar hakkındaki derlemede belirtilmiştir. Bu derlemede Avusturalya’da %46,7, Kuzey Amerika’da %30,6 ve Avrupa’da ise %16,5 oranında su kaynaklı salgınların meydana geldiği bildirilmiştir.

Türkiye’de Ordu ilindeki su kaynaklı Blastocystis spp. varlığını belirlemek için, çalışmanın araştırma alanı Ordu merkez ve ilçelerindeki yerleşim yerlerine yakın çevre sularından oluşturulmuştur. Çalışma alanı yaban domuzlarının ve hayvan çiftliklerinin yoğun olduğu bölgelerden seçilmiştir. Farklı çalışmalarda Noel ve ark. (26), Blastocystis ile enfekte insanlardan ve hayvanlardan alınan örneklerde bu parazitin morfolojik görünümlerini birbirinden ayırt edemezken, moleküler yöntemlerle alt tür düzeyinde genetik farklılıkların tespit edileceğini belirtmişlerdir. Li ve ark. (38), tarafından da Çin’de yapılan bir çalışmada domuz sahibi kişilerin Blastocystis infeksiyonu açısından risk oluşturduğu ortaya konulmuştur. Aynı zamanda %32,6 oranındaki Blastocystis enfeksiyonunun nedeni kaynatılmadan içilen içme suyu ve işlem görmemiş yüzeysel suların kullanılması şeklinde ifade edilmiştir. Ayrıca Leelayoova ve ark. (39), içme suyunu okuldan temin eden öğrencilerden alınan fekal örneklerde Blastocystis alt türlerini saptamışlardır. Araştırıcılar öğrencilerde mevcut Blastocystis enfeksiyonunun varlığının kontamine içme suyu kaynaklı olduğunu belirtmişlerdir. Lee ve ark. (40), 241 insan gaita örneğinde in vitro kültür yaparak Blastocystis spp.’nin varlığını PZR ve sekans analizleri ile tespit etmişlerdir. Altmış üç fekal örnekte Blastocystis spp. (%26,1) olup en yaygın alt türün ST-4 olduğu belirlemişlerdir. Blastocystis spp. ile enfekte bulunan 63 kişiden 51’inin filtre edilmiş veya kaynatılarak soğutulmuş su tüketmedikleri saptanmıştır. Bu çalışma, Nepal’in kırsal bölgelerine yapılan gezilerde Blastocystis spp.’nin sağlık endişesi yaratabiliceği ve bu bölgelerde tüketilen sulara dikkat edilmesi gerektiğini göstermiştir.

Malezya’da iki içme suyu arıtma tesisinde %25,9 oranında (41) Blastocystis spp. varlığı tespit edilmiştir. Yine Malezya’nın köylerinde su havzalarında yapılan bir çalışmada, yağışlı dönemlerde Blastocystis spp. ST-1, ST-2 ve ST-3 alt türlerinin, kuraklığın arttığı mevsimlerde ise Blastocystis spp. ST-3’ün yaygın olduğu tespit edilmiştir (42).

Türkiye’de Samsun il ve ilçelerinden alınan su örneklerinde PZR yöntemi ile %4 Blastocystis spp. bildirilmiştir. Elde edilen PZR ürünleri sekans analizinde Kürtün ve Miliç Çayı’nda alt tür 1, Mert Çayı’nda ise alt tür 3 olarak saptanmıştır (37).

Bu çalışmada belirlenen 25 istasyondan toplam 75 çevresel ve 25 içme suyu örneğinde Blastocystis spp. varlığı moleküler yöntemlerle araştırılmıştır. Yapılan inceleme sonucunda 75 çevresel su örneğinin 4 (%5,33) tanesinde, PZR yöntemi ile pozitiflik belirlenmiştir. Yine aynı dönemde toplanan içme sularının hiçbirinde Blastocystis spp. tespit edilmemiştir. Tüm örneklere bakıldığı zaman Blastocystis spp. varlığı %4 olarak tespit edilmiştir. PZR ürünlerinin sekans analiz sonucuna göre Ordu merkezde; Bülbül Deresi, Perşembe ilçesinde Kacalı Deresi ve Fatsa ilçesinde Bolaman Çayı’nda Blastocystis alt tür 1, Perşembe ilçesinde Karabalçık Dere’sinde ise Blastocystis alt tür 3 belirlenmiştir.

Su havzalarını besleyen nehir ve dere yataklarındaki yapılaşma, lağımların yeteri kadar arıtılmadan su kaynaklarına boşaltılması sanayi atıklarının nehirlere, derelere boşaltılması, yeraltına gömülen atıkların sızarak yeraltı sularına karışması su kaynaklarının kirliliğini hızlandıran bir etken olarak bildirilmiştir (11). Çalışmada bölgedeki atık su arıtım tesislerinin yetersizliği de göz önünde bulundurularak bölge halkının Blastocystis ve diğer su kaynaklı paraziter enfeksiyonlar konusunda bilinçlendirilmesi ve ilgili kurumların bu konuda gereken önlemleri almaları gerektiği sonucuna varılmıştır.


TEŞEKKÜR

Bu çalışma Ordu Üniversitesi, Bilimsel Araştırma Projeleri Birimi tarafından AR-1636 nolu proje ile desteklenmiştir.

* Etik

Etik Kurul Onayı: Sularda çalışılması nedeniyle etik kurul onayı alınmamıştır.

Hasta Onayı: Çalışmada herhangi bir hasta kullanılmamıştır. Su örneklerinde çalışılması nedeniyle hasta onayı alınmamıştır.

Hakem Değerlendirmesi:

* Yazarlık Katkıları

Konsept: Z.K., Ü.K., Dizayn: Z.K., Ü.K., Veri Toplama veya İşleme: Z.K., Ü.K., Analiz veya Yorumlama: Z.K., Ü.K., Literatür Arama: Z.K., Ü.K., Yazan: Z.K., Ü.K.

Çıkar Çatışması: Yazarlar arasında bir çıkar çatışması bulunmamaktadır.

Finansal Destek: Çalışma Ordu Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi tarafından AR-1636 nolu proje ile desteklenmiştir.


Resimler

  1. Stenzel DJ, Boreham PF. Blastocystis hominis revisited. Clin Microbiol Rev 1996;9:563-84.
  2. Smith H, Nichols RA. Zoonotic protozoa-food for thought. Parassitologia 2006;48:101-4.
  3. Cheng HS, Haung ZF, Lan WH, Kuo TC, Shin JW. Epidemiology of Blastocystis hominis and other intestinal parasites in a Vietnamese female immigrant population in southern Taiwan. Kaohsiung J Med Sci 2006;22:166-70.
  4. Karanis P, Kourenti C, Smith H. Waterborne transmission of protozoan parasites: a worldwide review of outbreaks and lessons learnt. J Water Health 2007;5:1-38.
  5. Doğurman Al F, Hökelek M. Blastocystis Hominis Fırsatçı Bir Patojen mi?. Turkiye Parazitol Derg 2007;31:28-36.
  6. Alver O, Öztüfekçi A, Kurt E, Özakın C, Töre O: Akciğer Kanserli Bir Hastada Blastocystis hominis. Turkiye Parazitol Derg 2004;28:199-201.
  7. Bakir B, Tanyuksel M, Saylam F, Tanriverdi S, Araz ER, Hacim AK, et al. Investigation of Waterborne Parasites in Drinking Water Sources of Ankara, Turkey. J Microbiol 2003;148-151.
  8. Çeber K, Aslan G, Otağ F, Deli-alioğlu N, Öztürk C, Babür C, et al. Mersin ilinde içme suyu, kullanma suyu, atık su ve deniz sularında Cryptosporidium spp. ookistlerinin araştırılması. Türkiye Parazitol Derg 2005;29:224-8.
  9. Koloren Z, Sotiriadou I, Karanis P. Investigations and Comparative Detection of Cryptosporidium Species by Microscopy, Nested PCR and LAMP in Water Supplies of Ordu, Middle Black Sea, Turkey. Ann Trop Med Parasitol 2011;105:607-15.
  10. Arslan MÖ, Ekinci İtik A. Kars Yöresinde Sığırlarda Cryptosporidium parvum Subtiplerinin Belirlenmesi Kafkas Univ Vet Fak Derg 2012;18:221-6.
  11. Koloren Z, Avşar C, Kaya D. Monitoring of Cryptosporidium Species in Water Supplies of Sinop, Black Sea, Turkey by Acid-Fast Staining Method. J Appl Bio Sci 2012;6:41-3.
  12. Koloren Z, Kaya D, Avşar C. Detection of Cryptosporidium species in the sea and tap water samples of Black Sea, Turkey. J Parasitol 2013;99:554-7.
  13. Karaman Ü, Kolören Z, Demirel E, Ayaz E, Seferoğlu O. Giresun İlindeki Sularda Parazitlerin Varlığı. Dicle Med J 2016;43:521-6.
  14. Arrowood MJ, Sterling CR. Isolation of Cryptosporidium oocysts and sporozoites using discontinuous sucrose and isopycnic Percoll gradients. J Parasitol 1987;73:314-9.
  15. Kourenti C, Karanis P. Evaluation and applicability of a purification method coupled with nested PCR for the detection of Toxoplasma oocysts in water. Lett Appl Microbiol 2006;43:475-81.
  16. Karaman Ü, Kolören Z, Seferoğlu O, Ayaz E, Demirel E. Samsun İl ve İlçelerinden Alınan Çevresel Sularda Parazitlerin Varlığı. Türkiye Parazitol Derg 2017;41:19-21.
  17. Koloren Z, Gülabi BB, Karaman Ü: Identification of Blastocystis spp. in water samples collected from Samsun province and boroughs by Conventional PCR. 1st International Blastocystis Symposium 2015:28-29;p.66-67.
  18. Koloren Z, Molecular characterisation of Blastocystis spp. in water samples collected from Yesilırmak River and Tersakan Stream. Symposium on Eurosian Biodiversity 2016;p.480.
  19. Koloren Z, Gülabi BB: Investigation of Blastocystis spp. in sea water samples collected from Sinop Province by Polymerase chain reaction. Symposium on Eurosian Biodiversity; 2016;p.349.
  20. Doğan N, Demirustu C, Aybey A. The prevalence of intestinal parasites according to the distribution of the patients’ gender and parasite species for five years at the Osmangazi University Medical Faculty. Turkiye Parazitol Derg 2008;32:1205.
  21. Köksal F, Baslantı I, Samasti M. A retrospective evaluation of the prevalence of intestinal parasites in Istanbul, Turkey. Turkiye Parazitol Derg 2010;34:166-71.
  22. Inceboz T, Usluca S, Over L, Yalçın G, Tuncay S, Ozkoç S. The epidemiology research of Blastocystis hominis in the Dokuz Eylül University Medical Faculty Hospital between 2005 and 2009. Turk J Parasitol 2011;35:72-6.
  23. Gülmez D, Sarıbaş Z, Akyön Y, Ergüven S. The results of Hacettepe university faculty of medicine parasitology laboratory in 2003–2012: evaluation of 10 years. Turkiye Parazitol Derg 2013;37:97-101.
  24. Duzyol D, Kilimcioglu AA, Ozyurt Cengiz B, Ozkan H, Girginkardeşler N. Incidence of intestinal parasites detected in the department of parasitology in Celal Bayar University Hospital between 2006 and 2010. Turkiye Parazitol Derg 2012;36:147-51.
  25. Arisue N, Hashimoto T, Yoshikawa H: Sequence heterogeneity of the small subunit ribosomal RNA genes among Blastocystis isolates. Parasitology 2003;126:1-9.
  26. Noel C, Peyronnet C, Gerbod D, Edgcomb VP, Delgado-Viscogliosi P, Sogin ML, et al. Phylogenetic Analysis of Blastocystis İsolates from Different hosts based on the comparison of Small-Subunit rRNA Gene Sequences. Mol Biochem Parasitol 2003;126:119-23.
  27. Stensvold CR, Alfellani MA, Norskov-Lauritsen S, Prip K, Victory EL, Maddox C, et al.  Subtype distribution of Blastocystis isolates from synanthropic and zoo animals and identification of a new subtype. Int J Parasitol 39;4:473-9.
  28. Santin M, Gómez-Munoz MT, Solano-Aguilar G, Fayer R. Development of a New PCR Protocol to Detect and Subtype Blastocystis spp. from humans and animals. Parasitol Res 2011;109:205-12.
  29. Banaticla JEG, Rivera WL. Detection and subtype identification of Blastocystis isolates from wastewater samples in the Philippines. J Water Health 2011;9:128-37.
  30. Stensvold CR, Suresh GK, Tan KSW, Thompson RC, Traub RJ, Viscogliosi E, et al. Terminology for Blastocystis Subtypes a Consensus. Trends Parasitol 2007;23:93-6.
  31. Meloni D, Sanciu G, Poirier P, El Alaoui H, Chabé M, Delhaes L, et al. Molecular subtyping of Blastocystis spp. isolates from symptomatic patients in Italy. Parasitol Res 2011;109:613-9.
  32. Parkar U, Traub RJ, Vitali S, Elliot A, Levecke B, Robertson I, et al. Molecular characterization of Blastocystis isolates from zoo animals and their animal-keepers. Vet Parasitol 2010;169:8-17.
  33. Karanis P, Sotiriadou I, Kartashev V, Kourenti C, Tsvetkova N, Stojanova K. Occurrence of Giardia and Cryptosporidium in Water Supplies of Russia and Bulgaria. Environ Res 2006;102:260-71.
  34. Hall TA: BioEdit: a user-friendly biological sequence alignment editor and analysis program for Windows 95/98/NT. Nucleic Acids Symp Ser 1999;41:95-8.
  35. Thompson JD, Gibson TJ, Plewniak F, Jeanmougin F, Higgins DG. The ClustalX-Windows interface: Flexible strategies for multiple sequence alignment aided by quality analysis tools. Nucleic Acids Res 1997;25:4876-82.
  36. National Center for Biotechnology Information (NCBI), U.S. National Library of Medicine, Available: URL: https://www.ncbi.nlm.nih.gov/nucleotide.
  37. Baldursson S, Karanis P. Waterborne transmission of protozoan parasites: review of worldwide outbreaks-an update 2004-2010. Water Res 2011;45:6603-14.
  38. Li LH, Zhou XN, Du ZW, Wang XZ, Wang LB, Jiang JY, et al. Molecular epidemiology of human Blastocystis in a village in Yunnan province, China. Parasitol Int 2007;56:281-6.
  39. Leelayoova S, Siripattanapipong S, Thathaisong U, Naaglor T, Taamasri P, Piyaraj P, et al. Drinking Water: A Possible Source of Blastocystis spppppp. Subtype 1 Infection in School children of a Rural community in Central Thailand. Am J Trop Med Hyg 2008;79:401-6.
  40. Lee IL, Tan TC, Tan PC, Nanthiney DR, Biraj MK, Surendra KM, et al. Predominance of Blastocystis spp. subtype 4 in rural communities, Nepal. Parasitol Res 2012;110:1553-62.
  41. Richard RL, Ithoi I, Abd Majid MA, Wan Sulaiman WY, Tan TC, Nissapatorn V, et al. Monitoring of Waterborne Parasites in Two Drinking Water Treatment Plants: A Study in Sarawak, Malaysia. Int J Environ Res Public Health 2016;28:13.
  42. Noradilah SA, Lee IL, Anuar TS, Salleh FM, Abdul Manap SN, Mohd Mohtar NS, et al. Occurrence of Blastocystis spp. in water catchments at Malay villages and Aboriginal settlementduring wet and dry seasons in Peninsular Malaysia. Peer J 2016;4:e2541.